Sağlık için Yoga,
Eczacılık Fakültesinde okurken sorgulardım hep sağlığın tanımını. Sadece fiziksel değil aynı zamanda zihinsel, ruhsal, duygusal,sosyal tam bir iyi oluş hali...Evet kitaplarımızda böyle geçiyordu ama biz okulda sadece fiziksel iyi oluş ve kötü oluş boyutunu öğreniyorduk. Peki neden bize daha fazlası öğretilmiyordu veya neydi o fizikselin ötesinde iyi olmayı sağlayan şey...
Üniversite öğrenciliği yıllarında aktif olarak dağcılık sporu yapıyordum. Neredeyse her ayın bir haftası dağlardaydım. Gittiğim uzun dağ tırmanışlarında da devam etti sağlığın tanımı sorgulmalarım. Buz gibi kış günlerinde sabah gün ağarmadan, karın üstüne kurduğumuz çadırda, sıcacık uyku tulumundan dondurucu soğuğa çıkıp zirve yapma uğruna saatlerce tırmanmak ve sonunda zirveye vardığımda hissettiğim o tamlık, maksimum mutluluk hissi neydi?...O zaman pratikte hissettim ki aslında bu sadece kimyasal olarak salgılanan endorfin maddesinden çok daha öte birşeydi. Çünkü aynı yürüyüşü şehirde yaptığımda bu derece bir tamlık, mutluluk, sağlık hissedemiyordum. Dağda bir aitlik vardı doğanın içindeydim. Sadece bedenim değildi hareket eden ve tatmin olan, aynı zamanda aklım, ruhum bu ritmin tadını çıkarıyordu.
Okulu bitirdiğimde sorgulamalarım, tam sağlık halinin reçetesini yazacak tatminkar bir sonucu hala elde edememişti. Bu nedenle de okul bittikten sonra sorgulamarımı daha rahat sürdürebileceğim öğrencilik hayatına devam ettim. Bitkisel tedaviye yönelerek Farmasötik Botanikte yüksek lisans yaptım. Tezimi Niğde Aladağlar bölgesinde Etnobotanik bir araştırma olarak yaptım. Etnobotanik; Etno-insan, Botanik- bitki sözcüklerinden oluşuyor. Bitki insan ilişkisi anlamına geliyor. Bu süre içinde birçok kez dağcılıktan da tanıdığım köylülerin evlerinde veya dağın farklı bölgelerinde kurduğum çadırımda kaldım. Köylülerin hayatlarını gözlemledim. Amacım bize kitaplarımızda öğretilen Dünya sağlık örgütü WHO'nun yaptığı sağlık tanımını nasıl elde edeceğimizi bulmaktı...Bunun nasıl olacağını bilmiyordum ama çocukluğumdan beri annemin de eczacı olması nedeniyle içtiğim kutularca antibiyotik sayesinde, ilaç içmekten daha fazla şey yapılarak elde edileceğini anlamıştım en azından...Dağ köylerinde daha çok gıda, ilaç olarak kullanılan bitkiler üzerine yoğunlaşsam da bitkiler ve insanlar arasındaki bu ilişki sadece bedensel düzeyde değildi. Bitkilerin insanların hayatındaki yeri bedenin ötesinde bir derinlikteydi. Bazen sadece bir çiçeği gördüğümüzde bile bizde antidepresan etkisi oluşturabiliyor. Köylülerden öğrendiğim bazı bitkileri üzerimizde taşımak bize uğur getirirken, bazılarını evlerimizde bulundurmak evdeki negatif enerjilerin arınmasını sağlayabiliyordu.
Esas cevabı Hindastan'da bulunan S.Vivekananda Yoga Üniversitesi'nin Yoga hocalık eğitimine katıldığım zaman hocamız Raghuramji'den aldım. Evet biz insalar mekanik bir şekilde hareket eden robotlara dönüştürülmeye çalışsak da aslında Rusya'da ki matruşka bebekleri gibi katmanlardan oluşuyoruz. Bu katmanlar açıldıkça içinden bir yenisi çıkıyor. En içte de en minik olan öz var. En kaba dıştan görünen şey fiziki yapımız olan bedenimiz, bunun daha içinde bu fiziğe canlılık veren nefes katmanı var. Ölü bir beden ile yaşayan bir bedeni birbirinden ayıran işte bu nefes katmanı. Bir içteki aşama yani bu nefesi yöneten katman aklımız... Bazen bedenimiz ve nefesimiz bir yerdeyken aklımız başka yerde olabilir. Mesela trafikte kırmızı ışıkta duruyorken ışık birden yeşil olur, beden ve nefes oradadır ama akıl başka yerde olduğu için bunu görmeyiz, ancak arkadaki bir arabanın kornası ile aklımız tekrar bedene dönünce farkederiz. Peki bir içteki katman yani aklı yöneten nedir? O da entellektüel zihindir. Zihin ne kadar çok sağlıklı bilgi topalarsa alacağı kararlar ve hayat hedefleri konusunda, o kadar doğru yönlendirir aklı. Bu bilgi her alanda bireyin daha iyiye yönelmesini sağlayacak olan hayat bilgisidir. İşte burada da en içteki daha iyi kavramını yöneten katman olan öze ulaşıyoruz. Bu da mutluluk bedenimiz. Hepimizin en iç katmanı aynı özden oluşuyor ve aslında yapılan tüm aktiviteleri aynı hedef yönetiyor daha mutlu olmak. Hepimiz birer saf mutluluk bedeniz aslında ama üzerinde kılıflarımız var ve bu saf mutluluktan ne kadar uzaklaşıyorsak ve topladığımız hayat bilgisi bu özden ne kadar uzaksa entellektüel zihnimiz yanlış bilginin tuzağına düşüp yanılabiliyor ve aklı yanlış yönlendiriyor, yanlış yönlenen akıl, nefesi dengesizleştiriyor, nefesin dengesi bozulunca bedenin dengesi bozuluyor ve hastalıklar işte bu noktada oluşmaya başlıyor. Bu nedenle de sadece en dış katmanı yani bedeni allayıp pullayıp, ilaçlara boğmak uzun vadede şifa getirmiyor bize. Evet buraya kadar herşeyi anlamıştım ama peki mutluluk beden denen bu en içteki sihirli katmana nasıl ulaşılacaktı da doğru bilgi elde edilip akıl programlanacak, doğru kararlar alınacak, nefes dengelenecek ve beden sağlıklı olacaktı? İşte zor olan anlaması değil uygulaması idi bu bilgiyi. Çünkü günlük yaşamımızda bizi bizden uzaklaştıran o kadar çok uyaranla karşılaşıyoruz ki! Hergün yeniden dönmek gerekiyor kendimize ve yeniden hatırlamak gerekiyor kim olduğumuzu ve ne olduğumuzu. Kim olduğumuz ve ne olduğumuz iki farklı kavram. Çünkü kim olduğumuz zamanla değişebiliyor, önceden öğrenci olan ben sonra eczacı, sonra yoga terapist olmuş olabilirim ama ne olduğum değişmiyor o hep içimde ve aynı. İşte hergün bu içteki benle bağlantı kurmanın bir yolu olarak öğretiliyor Yoga. Kim olduğumuzu bir kenara koyup, ne olduğumuzu hissedeceğimiz bir yolculuk. Bu nedenle de bilgiyi kaynaktan yüzeye yani en iç katmandan en dış katmana taşımamızı sağlıyor. Hergün bunu hatırlamamız gerekiyor çünkü Yoga felsefesine göre her sabah yeniden doğuyoruz. Dünün kalıntılarını bırakarak yeni bir sayfa açmak için geleneksel olarak Hintliler her sabah duş alarak güne başlıyorlar.
Geçen sene Hindistan'da bulunan S.Vivekananda Yoga Üniveristesi'nde ki Yoga Terapi yüksek lisans eğitimimde birçok kategoriden 40 hasta ile çalıştım. Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere gibi birçok ülkeden hastalar buraya Yoga ile tedavi olmaya geliyor. Aralarında diyabet, astım, kanser,epilepsi, artrit, bel&boyun fıtığı, ülser, hipertansiyon, kalp krizi, depresyon, bipolar, şizofren, obezite...gibi birçok farklı hastalığın işte bu içe dönüş teknikleri ve bitkisel tedavi ile nasıl tedavi edildiğini gördüm ve artık Who'nun tanımına göre nasıl sağlıklı olabileceğimizle ilgili sorgulamalarım azaldı. Bitti diyemiyorum çünkü bu bilgi dipsiz bir kuyu gibi. Öğrendikçe ne kadar başında olduğumu hissettiğim uzun bir yol.
Yazımın sonunda hepinize WHO'ya göre sağlıklı bir yaşam diliyorum :)
Uzm.Ecz.& Yoga Terapist
Ebru Shantipriya
shantiyogamerkezi@gmail.com